İstanbul’da Suyun Tarihçesi

Bozdoğan (Valens) Kemeri
 
 
8500 yıllık tarihi ile dünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul, diğer kadim şehirlerden farklı olarak göl, nehir gibi tatlı su kaynağı civarında kurulmamıştır. Bugün tarihi yarımada olarak adlandırılan bölgede kurulan İstanbul, Haliç doğal limanıyla beraber denizlerle çevrili olması, iklimi, iki kıtanın buluştuğu eşsiz coğrafyasıyla asırlar boyu siyasi, askeri ve ticari bir cazibe merkezi haline gelmiştir.
 
Şehrin bu vazgeçilmez cazibesi onu üç ayrı imparatorluğun başkenti yapmış, tarihi boyunca nüfusu artmış ve yakınlarında bir su kaynağı bulunmadığı için de şehre daima uzak mesafelerden su taşınmak zorunda kalınmıştır. İlkçağ Byzantion’undan günümüzün dünya metropolü İstanbul’una ulaşan su yapıları incelendiğinde İstanbul’da suyun tarihçesi; Roma-Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet olmak üzere üç dönemde toplanmaktadır.
 
Roma-Bizans Dönemi
Şehrin ilk kuruluş dönemlerinde su ihtiyacı, kuyulardan ve küçük membalardan karşılanmaktaydı. İstanbul’un Roma İmparatorluğu topraklarına katılmasıyla beraber, İmparator Hadrian(117-138) döneminde ilk isale hattı inşa edilmiştir. Bu hat, şehrin batısından bugünkü Sultanahmet Meydanı çevresine ulaşan su yoludur. Şehrin ikinci büyük su yolu, İmparator Konstantin(324-337) döneminde inşa edilen Istranca Dağlarından şehre ulaşan isale hattıdır. 242 km’lik uzunluğu ile kaynaklarda Romalılar tarafından inşa edilen en uzun su yolu olarak anılan bu su yolu, Vize’nin 6 km batısından başlayıp Edirnekapı’nın güneyinde şehre ulaşmaktadır. Şehrin bu dönemde yapılan üçüncü büyük su yolu, İmparator Valens (364-378) döneminde tamamlanmıştır. Fatih ile Süleymaniye arasındaki vadinin üzerinden suyu taşıyan Valens/Bozdoğan Kemeri, bu su yolunun günümüze kalan yapılarındandır. İmparator Theodosius (379-395) artan nüfusun su ihtiyacını karşılamak gayesiyle Belgrat Ormanlarındaki suyu Sultanahmet’e getirmek için dördüncü isale hattını yaptırmıştır. Mazul Kemer, Karakemer ve Turunçluk Kemeri Roma döneminde inşa edildiği bilinen diğer kemerlerdir.
 
O dönemlerde hizmet veren bu su yapıları zaman, tabiat şartları ve şehrin uzun süreli kuşatmaları karşısında tahrip olmuş, özellikle 1204 Latin istilasından sonra isale hatları kullanılamayacak hale gelmiştir. Bizans döneminde su yollarına fazla ilaveler yapılamamış, bu dönemde şehir, su ihtiyacını kuyulardan ve bazıları günümüze kadar ulaşan açık ve kapalı sarnıçlardan karşılamıştır. Yerebatan, Binbirdirek, Şerefiye Sarnıçları kapalı sarnıçların, Aetius (bugünkü Vefa Stadının bulunduğu yer), Aspar (bugünkü Çukurbostan) açık sarnıçların örneklerindendir.
 
 
 
Osmanlı Dönemi
1453’te İstanbul’u fethederek yeni bir çağ açan Fatih Sultan Mehmet(1451-1481)’in ilk emirlerinden biri şehre su getirilmesi ve su yollarının onarılması olmuştur. Bu emirle beraber geç Roma devrinde yapılan isale hatları yeniden yapılırcasına onarılmış ve Fatih Su Yolu, Turunçlu Su Yolu gibi yeni su yolları inşa edilmiştir. Fatih’ten sonra oğlu Sultan II.Bayezid (1481- 1512) döneminde yaptırılan Bayezid Su Yolu ile Yavuz Sultan Selim (1512-1520) döneminde yapılan yeni ilavelere rağmen su temini, İstanbul için mesele olmaya devam etmiştir. Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) İstanbul’un su meselesini kökten çözmek maksadıyla Mimar Sinan’ı görevlendirmiştir. Bunun üzerine Mimar Sinan, eserleri içinde maliyeti en yüksek yapılar bütünü olan Kırkçeşme Su Sistemi’ni inşa etmiştir. 55,374 m uzunluğundaki bu isale hattı üzerinde Uzunkemer, Mağlova Kemeri, Güzelcekemer ve Paşa Kemeri gibi 33 su kemerini birbirine ekleyerek Belgrat Ormanlarındaki suyu İstanbul’a ulaştıran Mimar Sinan, Kırkçeşme su yapılarıyla mimarlık ve mühendislik bakımından eşsiz bir eser ortaya koymuştur.
 
Osmanlı döneminde İstanbul’a su getirmek maksadıyla öncelikle su kaynağı tespit edilir, bir su alma yapısıyla birlikte suyun miktarına bağlı olarak künk veya galeri hatlar inşa edilirdi. Galeri hatları bir insanın boyunu geçebilecek büyüklükte olup, genellikle Romalıların yaptığı gibi moloz taşla, üstü tonoz şeklinde kapalı, içi horasan harcı ile sıvalı yapılardır.
 
Cazibe ile yani suyun akışına göre şehre su ulaştırılabildiği için eğimlerin tespiti, vadilerin geçilmesi için kemerlerin inşası, suyu şehre yaymak için maksemler, basıncın ayarlanması için su terazileri, suyu şehrin her noktasına taşıyabilmek için çeşmeler gibi pek çok su yapısı inşa edilmiştir. Mimar Sinan’ın Kırkçeşme Su Sistemi başta olmak üzere, Osmanlı dönemi su yollarının, kemerlerin ve havuzların inşasında yapılan ince ölçü ve hesaplamaların bugünkü modern aletlerle yapılan hesaplar kadar sıhhatli ve hassas oldukları görülmektedir.
 
Osmanlı İmparatorluğu dönemi boyunca şehre ulaşan ana su yolları, padişahlar ve hanım sultanlar tarafından yaptırılmıştır. Zaman içerisinde diğer devlet büyükleri ve hayırseverler o su yolu çevresinde bulunan diğer su kaynaklarını ana sisteme dahil ederek çoğaltmışlardır. Tarihi kayıtlara göre bu dönemde su sisteminin her dağıtım ve toplanma yerinde su muhakkak ölçülerek şehre verilmiştir. Bunun için kullanılan ölçü birimi ise lüledir.
 
Halkın su ihtiyacını karşılamak için muhtelif kaynak suları da küçük isale hatlarıyla çeşmelere verilmiştir. Bunların en önemlisi 1904’de Sultan II.Abdülhamit tarafından yaptırılan Hamidiye Suyu’dur. Kemerburgaz’daki membalardan alınan bu su Beyoğlu civarındaki kışlalara, saraylara ve 50 kadar çeşmeye veriliyordu.
 
Emirgan’a isale edilen Kanlıkavak ve Sarıyer Suları da böyle kaynak sularıdır. Asya Yakası’ndaki kaynak suları ise Kayışdağı, Atik Valide, Küçük Çamlıca, Alemdağ (Taşdelen) sularıyla, Beykoz’daki 10 Çeşmeler, Karakulak ve İshakağa sularıdır.
 
İstanbul’un yetersiz kalan su ihtiyacını karşılamak, hem de yeni yapılan modern binalara basınçlı su vermek gayesiyle Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında Fransız şirketine imtiyaz verilerek Dersaadet AnonimSu Şirketi (Terkos Şirketi)
kurulmuştur. Fransız şirketi aldığı bu imtiyazla Terkos Gölü’nden aldığı suyu Beyoğlu, Galata, Haliç’in batı sahili ve Boğaz’ın Rumeli Yakasına vermiştir.
 
Yapılan ilk tesis 1883’de Terkos Gölü kenarındaki terfi merkezidir. 1888’de göl çevresini yükseltecek bağlama yapılmıştır. 1926 yılında ise Kâğıthane sırtlarında ilk su arıtma tesisi inşa edilmiş ve su arıtılıp, klorlandıktan sonra şehre iletilmiştir. Diğer taraftan gittikçe gelişen Anadolu Yakasının su ihtiyacını karşılamak üzere 1888 yılında Üsküdar-Kadıköy Su Şirketi; 1893’de Elmalı Deresi üzerinde 1.Elmalı Barajı’nı inşa etmiş, Anadolu Hisarı’ndan Bostancı’ya kadar olan sahada su şebekesi döşenmiştir. Daha sonra Elmalı Barajı’ndaki suyu arıtacak bir arıtma tesisi, terfi merkezi, Bağlarbaşı’na kadar isale hattı ve Bağlarbaşı Su Deposu da şirket tarafından inşa edilmiştir.
 
Altı asırlık Osmanlı İmparatorluğu döneminde su hizmeti, bir ihtiyacın karşılanmasından öte kutsal bir hizmet olarak kabul edilmiş; yapıların tezyinatı ve estetik güzelliği, suyun günlük hayata ve kültüre yansımalarıyla birlikte, eşsiz bir su medeniyeti vücuda gelmiştir.
 
 
 
Osmanlı Dönemi Başlıca Su Yolları
 
Halkalı Su Yolu
1453’ten 1755 yılına kadar padişahlar vedevlet adamları tarafından yapılan ilavelerle geliştirilen İstanbul’un en eski su yapılarını barındıran sistemdir. Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılan Fatih(Beylik) ve Turunçluk Su Yolu gibi 16 farklı su yolundan oluşan sistemin en büyük su yolu Süleymaniye Su Yoludur. Roma döneminden kalma kemerler kullanılarak üzerlerinden künkler geçirilmiş, zaman içerisinde farklı kemerler ve su yapıları eklenmiştir.
 
Kırkçeşme Su Yolu
Yapımına 1554 yılında başlanmış ve 1563’ten önce bitirilmiştir. Daha sonra meydana gelen selfelaketinde yıkılan kemerler onarılmış 1564’de tesis yeniden hizmete alınmıştır. Uzunkemer, Kovukkemer, Mağlova Kemeri, Güzelcekemer, Büyükbent, Kirazlıbent, Ayvad Bendi bu su sisteminin önemli yapılarıdır. Mühendislik ve mimari bakımdan su kemerlerinin şaheseri kabul edilen Mağlova Kemeri için “Mimar Sinan sadece bu eseri yapsaydı aynı şöhrete sahip olurdu” yorumları yapılmıştır.
 
Taksim Su Yolu
Yapımına III.Ahmet döneminde başlanmış ancak 1731’de I.Mahmut zamanında ilk aşaması hizmete alınmıştır. Topuzlu Bent, Valide Bendi, Sultan Mahmut Bendi gibi bentleri, Bahçeköy, I.Mahmut Kemeri gibi kemerleri vardır. İstanbul’un en önemli yerlerinden olan Taksim’in adı bu sisteme ait, halen meydanda bulunan suyun taksim edildiği yer olan maksem yapısından gelmektedir.
 
Üsküdar Suları
O devirde önemli bir yerleşim olmadığı için Anadolu Yakasında Roma ve Bizans dönemine ait bir su yapısı bulunmamaktadır. Üsküdar Suları 1547 ile 1874 yılları arasında yapılmış 18 vakıf suyundan oluşmaktadır. Bunların en önemlisi 1582 yılında yapılan Atik Valide Su Yoludur.
 
 
Güzelce Kemer
 
Cumhuriyet Dönemi
Osmanlının son dönemlerinde imtiyaz almış bulunan su şirketlerinin görevlerini yerine getirmekten kaçınmaları sonucunda; Terkos Şirketi, İstanbul Belediyesi tarafından devren satın alınmıştır. Bu devralınmadan sonra şehrin hayâtî hizmeti olan suyla ilgili idaresinin en iyi şekilde yürütülmesi için özellikle batı ülkelerindeki iktisadi teşekküller ve uygulamalar uzun uzadıya incelenmiştir. Nihayetinde Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhurbaşkanı, İsmet İnönü'nün de Başbakan olduğu dönemde Mecliste kabul edilen, 27 Mayıs 1933 tarihli ve 2226 sayılı “İstanbul Belediyesi’ne Bağlı İstanbul Sular İdaresi Teşkili Hakkında Kanun” ile İstanbul Sular İdaresi kurulmuştur. Bu kanuna göre İstanbul Sular İdaresi, İstanbul Belediye’sine bağlı olmakla birlikte “hükmî şahsiyeti haiz hususi bir idare” olarak teşkil edilmiştir.
 
O yıllarda İstanbul’a verilen günlük su miktarı 35.000 m³ civarındadır. İSİ’nin Avrupa Yakası’ndaki çalışmaları ile Terkos Terfi Merkezi ve Kağıthane Arıtma Tesisi’nin kapasiteleri artırılmış, ikinci kademede isale hatları takviye edilerek kapasiteleri yükseltilmiş, şehir içindeki terfi merkezleri çoğaltılmış ve buharla işleyenler yerine elektrikli pompalar devreye alınmıştır. Çırpıcı’da artezyen kuyuları açılmış ve bir terfi merkezi kurulmuştur. Terkos-Silahtarağa arasında enerji nakil hattı kurularak, Terkos’taki terfi merkezleri elektrikli pompalarla teçhiz edilmiştir. İlerleyen zaman içerisinde DSİ’nin yaptırdığı Ömerli Barajı’nın isale hatları ve su dağıtım şebekeleri tamamlanmıştır. İlerleyen zamanla beraber sosyal ve ekonomik sebeplerle çok sayıda göç alan İstanbul’un nüfusu hızla artmış, şehrin su ve kanalizasyon ihtiyacını karşılamak için 1981 yılında İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İSKİ kurulmuştur.
 
2560 sayılı Kanun’la İstanbul Valiliği denetiminde kurulan İSKİ, 1984 yılında 3009 sayılı Kanun’la İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesine alınmıştır.
 
2004 yılında yürürlüğe giren 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile de İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin hizmet alanı genişlemiş ve il sınırları olarak belirlenmiştir.