Şebeke Suyuna Adını Veren Su; Terkos

28.12.2015

Netice: Dikkatle süzülerek tasfiye edilirse Terkos suları pek âlâ bir kâbilişşurb su gibi hem içilebilir ve hem de sâir levâzıma kullanılabilir. Bu Terkos suları İstanbul’da çekilen su kılletini def edecek ve bereket, sıhhat ve nezâfeti neşr eyleyecek bir menbâı servettir.”

Noktayı böyle koyuyor Azmi ve Besim Beylerin Hicri 1300’de yıllarda yazdıkları rapor. Bundan sonra başlıyor Terkos Gölü’nün İstanbul’da musluktan akan suya adını vermesinin hikâyesi. Türkçeye yerleşiyor gölün adı ve musluktan akan suya uzunca bir dönem hep “Terkos suyu” deniliyor.

Sultan Abdülaziz’in saltanatı yıllarında Hariciye teşrifatçısı Kamil Bey ve mühendis Terno Bey padişah tarafından verilen imtiyaz gereğince Beyoğlu, Galata, Haliç’in batı sahilleri, Boğaziçi’nin Rumeli yakası ve İstanbul şehri dâhiline su verilmesini kararlaştırdılar. Basınçlı suyun macerası            II. Abdülhamit döneminde de devam etti. Mayıs 1882’de daha çok Terkos Şirketi olarak bilinen Dersaadet Anonim Şirketi nizamnamesi hazırlandı. Fransız menşeili şirketin sermayesi 880.000 Osmanlı lirasıydı. Terkos Gölü’nün suyunun İstanbul’a ulaştırılıp dağıtılması işini yürütecek Dersaadet Anonim Şirketi’nin imtiyazı 1882 yılından geçerli olmak üzere 75 yıl olarak belirlendi. Yapılan protokolün en önemli şartı; medreselere, camilere, hamam ve kışlalara, tulumbacılara, halk çeşmelerine bedelsiz su vermek şeklinde belirtilmişti. Tamamen yabancı sermayeli, bir şubesi İstanbul’da diğeri Paris’te olan Dersaadet Anonim Su Şirketi tarafından 1883’te işe başlandı ve Terkos Gölü’nde baraj regülâtörü, su alma prizleri inşa edildi.

1885 yılına kadar Terkos Pompa İstasyonu basınçlı 600 mm çapında boru iletim hattı,  37 km kâgir galeri hattı ile Kâğıthane Filtre Tesisleri şehir su şebekesi ve semt havuzları tamamlanarak şehre ilk basınçlı su verilmeye başlandı. Terkos Pompa İstasyonu ülkemizin ilk pompa istasyonu olması itibarı ile bugün bir müze niteliğini taşımaktadır.

İstanbul’a Terkos Gölü’nden basınçlı su verilmeye başlanması ile birlikte şehrin alt yapı gelişmeleri yaşaması aynı döneme rastlar. Bu dönemde ulaşım, elektrik, havagazı gibi altyapı konularında İstanbul’da da Avrupa şehirlerindekine benzer bir gelişme yaşanmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra ise İstanbul için hayati önem arz eden su meselesinin imtiyazlı şirketler tarafından çözümlenemediği görülerek yabancı şirketlerin millileştirilmesine karar verilir.

1932 senesinde akdedilen bir mukavele ile Dersaadet Anonim Su Şirketi satın alınarak 1 Ocak 1933’den itibaren faaliyetleri İstanbul Sular İdaresine devredilir. Bu devir işlemleri için de Atatürk’ün talimatıyla Mühendis Yusuf Ziya Erdem Bey Dersaadet Su Şirketinin satın alması için görevlendirilir. Yusuf Ziya Erdem Bey sonraki 12 yıl boyunca İstanbul Sular İdaresi Genel Müdürü olarak görev yapacaktır. 

İstanbul’a içme suyu temin etmek gayesiyle kurulan ve 1967 yılına kadar kullanılan Terkos’taki buharlı pompalar 3 grup halinde 6 adet olup her grup 100 Hp gücündedir. Her grup günde 11.000 m3 su basma kapasitesindedir. Kuruluşu itibarı ile günde 33.000 m3 su verme kapasitesinde olan ilk istasyonda kullanılan enerji kaynağı ise Zonguldak’ta bulunan kömür ocaklarından elde edilen yüksek kalorili taş kömürüdür. Taş kömürü Eylül–Ekim aylarında gemilerle Karaburun Köyüne, oradan demiryolu ile Terkos’a ulaştırılmıştır.

Gelişen teknolojiyi takip ederek elektrik enerjisi ile su pompajının yapılabileceği fikri gelişmiş ve 1952 yılından itibaren buharlı pompalar terk edilerek elektrikli pompalarla 3 MW’lık bir elektrik gücü kullanılmaya başlanmıştır. Sonraki yıllarda Hadımköy – Terkos Enerji Nakil Hattı devreye alınmış ve kapasite 6 MW’a çıkarılmıştır. Hâlihazırda İSKİ Terkos İşletmeler Müdürlüğü’nün 14 adet motordan sağlanan toplam 41,4 MW büyüklüğünde kurulu gücü bulunmaktadır.

Terkos Pompa İstasyonu ülkemizde kurulan ilk pompa istasyonu olarak bugün eşsiz bir teknoloji müzesi özelliğini taşımaktadır.

Mukadder GEMİCİ